9.09.2009

anneler ve kızları


havaların serinlemesiyle birlikte yükselip eski haline gelen vücut enerjimin etkisi sonucunda dün evde yaz boyunca yapmadığım ne kadar iş varsa hepsini yaptım. iş aralığında eve gidip nevresimlerimi değiştirdim, çıkanları yıkadım, yıkadıklarımı astım, akşam yemek yapabilmek için dolaptan bişeyler çıkarttım, akşam eve geri döndüğümde yemek yaptım, bulaşıklarla birlikte tüm mutfağı ( tost makinamda dahil ) çamaşır sularıyla baştan aşağı sildim. bi parti daha çamaşır attım, onları da astım. dünkü performansım ciddi anlamda beni tanıyan herkesi şaşırtacak boyuttaydı yani...

tüm bunları yaparken bişeyi farkettim: "yaşlandıkça anneme benziyorum!!!"

aslında tam olarak benzemekte değil bu. annem sanki bir iç ses halinde beynimin içinde yaşamaya başladı ve eskiden çok derinlerden mırıltı halinde gelen sesini gün geçtikçe daha çok duyuyorum :)

misal, normal standartlarda benim yapmam gereken hareket, işe gitmeden attığım çamaşırları "amaaan akşam gelince asarım" diyerek, çamaşır makinasının kapağını açık bırakıp içerde çürümemelerini sağlamak suretiyle evden usulca sıvışmak olurdu. işte tam böyle zamanlarda bu iç ses devreye giriyor. "ay iki dakkada asıcaksın alt tarafı, 5 saat bekletilir mi onlar orda, yıkamasaydın bari, nemli nemli kokarlar şimdi yazık!" nedense bu tonlama aynı anneminki gibi. yılarca bıdı bıdı bana söyledikleri ve benim dinlemediğim herşey teker teker çıkıyor bilinçaltımdan.

akşam işten eve dönüyorum, "10 dakikada hazırlanabilen yemekler" menümden birini uygulayıp, yiyorum. yine normal standartlarda ben, çıkan o tek tabak ve çatal bıçak ikilisini suyun altına tuttuktan sonra lavaboya bırakır, takibeden günlerin bulaşıklarıyla birleşip çoğalmalarını beklerdim.
işte tam o sırada yine aynı ses: "ay 3 parça şeyi yıkamaya üşeniyosun, biri gelse evine aniden? "
hayatımda çocukluğumdan beri yerleşmiş böyle bir kavram var. "evimize aniden birinin gelmesi". kızkardeşim ve ben annemin olmadığı zamanlarda evi alabildiğine dağıtırdık. annemin kapıdan girer girmez tek söylediği şey bu olurdu. "ya ben yanımda bir arkadaşımla gelseydim??" sanki annem "yalan rüzgarı" ndaki bir karakter ve jill abbot aklına takılan bir mevzuyu sormak üzre evimize gelicek. gelse gelse alt komşu mine teyze gelir çat kapı, ki onun çocukları da bizden farksız!!!

ha bi de şey var. "bi iş yaptığında odadan çıkmadan dön arkana bi bak, gözüne takılan bişey var mı yok mu" işte bu sebeptendir ki her oda çıkışında elim elektrik düğmesinin üzerinde ışığı kapatmak üzereyken malum iç ses beynimde yankılanmaya başlar ve mutlaka arkama dönüp bakarım...

ah anne ah... eminim tüm bunları bende yapıcam çocuklarıma. etrafı toplarken sürekli söylenen bi kadın olmam da yüksek bir olasılık gibi duruyor...

sonuç: yıkanan bulaşıklar, temizliğe doyulmadığından ovulan lavabolar, tezgahlar, asılan çamaşırlar...

seni seviyorum anne...

0 yorum:

Yorum Gönder

Nedir, Necidir?

Fotoğrafım
tüm duyguları en uçlarda yaşar... ya çok üzgündür ya çok neşeli... ya çok sever ya nefret eder... ya çok konuşur yada susar... sevdiklerinden kopmak istemez, arkadaşları için herşeyini verebilir, kendini hep ikinci plana atar... "kalk gidelim" dir, gecenin 4 ünde gelen bi telefonla yatağından kalkıp sokağa atabilir kendini... hayatı yoğun ve koşuşturmacalı yaşamayı sever. çok çalışır, çalışmadığı zamanlarda ve yeni uyandığında yanına yaklaşılmamalıdır... f1 izlemeyi sever, yarış günleri evden çıkmaz, şimdilik uzaktan kumandalı arabalarıyla yarışmayı tercih eder. Monaco gp sini yerinde izleyebilme planları yapar yoğun bir şekilde. en büyük tutkusu "izmir" dir ve 2008 haziran'ından beri ondan ayrıdır...